Artık eskisi gibi hissetmiyorum
Paslanmış bir demir gibi , duygularım körelmiş
Bozuk bir saat gibi , yaşıyorum zamanı
Belki de manasız bir soru işareti veya anlamsız
Sonu olmayan bir nokta gibi.
Artık hiç bir şey tat vermiyor
Senin bana verdiğin tat gibi
Artık sende yoksun bende yokum
İçimizdeki o masum çocuk yok
Anlamsız bir hiç uğruna öldürdük
İçimizdeki saf tertemiz hayatı
Pembe düşlerde buluşurduk , o kısacık zaman da
Ve ansızın uyanırdık , hiç istemesek’te.
Artık eskisi gibi pembe rüyalar yok
Karanlık kabuslar görüyorum bazı geceler
Beyaz renkler siyaha bürünmüş
Kırmızı güllerin’de hepsi solmuş
İçimizdeki o masum cocuk ölmüş
Sonsuzluga gömülmüş , bir daha doğmayacasına
Hatıralar’da yer edecekmiş
Mazide kalan anılar gibi...
Bazen şiirlerde hayat bulacak yaşatıklarımız
Belkide kırık bir aşk romanın’da
Gerçi kaç aşk şiirlere ve romanlara konu olmadı ki ?
Ne büyük aşklar vardı bizimkinden başka
Ferhat Şirin için delmedimi dağları
Mecnun Leyla için ölmedimi aşkından
İşde büyük aşklar bunlar , ölümüne sevmek
Biz ölümüne sevemedik , yaşatamadık içimizdeki sevgiyi
Yok ettik bir hiç uğruna , beceremedik sevmeyi sevilmeyi...
Bazen kendi kendime avunurum , zaten bir oyun’du bu
Dört duvar arasına kurulmuş bir dekor ve içinde kuklalar
Sen ve ben bir kuklaydık bu oyunun içinde
Ve şimdi perde kapandı ve oyun sona erdi.
İşde gerçek hayat , gerçek yaşam
Uyandık artık düşlerimiz den
Biliyormusun acı geliyor benim için
Bu oyunun bitmesi.
Ama her hikayenin bir sonu var gülüm
İşde bu hikayenin sonu’da
Sonu olmayan bir aşk hikayesi gibi.
Özkan CERİT